
dün gece tatsız bir olay yaşandı. yine içip içip azıtma namına formda olduğumuz bir gündü. özellikle çocuklu anne yine çocuğu anasıgile bırakmış, dansta birinciliğe oynamaya yemin etmişti. güzel bir ortam vardı. neden sonra bizim saygı değerli eş, birden kafasını tutup, yanaklarındaki ateşi elinin tersiyle ölçerek, "aaaooovvv"u bastı! belli ki fenalaşmıştı.
hep birlikte olay yerine, barın köşesine intikal ettik tabii hemen. çocuklu anne dizlerini dövmeye başlayarak "nen var yiğidim... konuş, bir şeyler söyle!" diye bağırıp, olay yaratarak hepimizin arasından sivrilmeye çalışıyor, bu basit rahatsızlığı dramatize ederek tribünlere oynuyordu. biz de değerli eş için elimizden gelenin ne olduğunu bulup, anlayabilmek adına meraklı gözlerle ona bakıyor ve diğer yandan da birbirimize fikir danışıyorduk. değerli eş, "bi soğuk ayran iç, kendine gelirsin" gibisinden önerilerimize kulak asmaksızın, kendini iyi hissetmediğini, eve gitmek istediğini dile getirdi. hepimiz anlayışla karşıladık. ama bizim çocuklu anne fena bozum oldu.
bugün için günler öncesinden hazırlıklara başlayan ve bu güzel cumartesi geldiğinde ise arkadaşlarıyla birlikte eğlencenin, mutluluğun tadını çıkarmayı hedefleyen çocuk annesi, erkenden, en azından gece bitmeden evin yolunu tutmak zorunda olmanın haksız gururunu yaşıyordu. çok üzgündü ve aklı kesinlikle bizde kalmıştı. ama yapacak bi şey yoktu. eşlik konumu, hayat arkadaşlığı konumu elbette ki hepimizin önündeydi. o da alkolünü sevdiği bir arkadaşına emanet ederek, eşinin koluna girip evinin yolunu tuttu boynu bükük.
arkasından ne eğlence koptu ama var ya! hep kaçırdı fakir.

'eker ayran' reklamınla gönlümü kazandın yargıç..
YanıtlaSil'sen yokken neler oldu'msu tagler eksik.
o yokken olanları ayrı bir başlıkta incelemeyi nasibetsin cenabıhakkı...
YanıtlaSil