
geçen cumartesi yorucu housewarming partisi hepimizi yormuştu. pazar sabahı yine çocuklu annenin evinde toplaşıp hem kahvaltı yaptık, hem kahve içtik, hem de epey dedikodu yaptı bunlar, ben o kısımda kendimi önemli ölçüde geri çekmeyi bildim. 'kembriçli gözde' ve 'ben tekim başak' gittiğimde çoktan çocuklu annenin mutfak masasına dizilmiş, muhabbete başlamıştı. dün gecenin şık ve rüküşlerini tartışıyor, partide içip içip rezalet çıkaran birileri olup olmadığına dair kafa yoruyor, küçük hesaplar peşinde koşarak bire bin katıyollardı. böylesi muhabbetten acayip tiskinirim. o yüzden hemen irite oldum. yine de gece boyunca tenhada kıstırılarak öğrendiğim dedikoduları kendileriyle paylaşmak zorunda bırakıldım ve arkaoda'ya gidene dek evde kapalı kapılar ardında yaşananları bir bir ortaya döktüm.
evde tuvalet kapısı dışındaki tüm kapılar gece boyunca açık kaldığından yaşanan pek bir şey olmamıştı. ben de tabii olmamışı olmuş gibi anlatarak açılmamış yakalar açtım. bu kadar meraklı kadını bir arada bulmuşken bizim temel durur mu, yapıştırmış cevabı. kaka bir yana, ben bi tek dedikoduyu seveni severim. dedikodunun kendisinden haaazetmem. zaten değerli eşin de aramıza katılmasıyla sinema, edebiyat ve modern toplum konularına yoğunlaştık. yani komik youtube videoları, sevdiğimiz karikatürler ve "ne olacağıdı bu fenerin hali?" gibi konuları enine boyuna masaya yatırdık...
türk kahvem bitince tersine de çevirdim ama bakan olmadı. yine de çocuklu anneyi "buzdolapta böylece kalsın, bi dahaki sefere bu fincanı tekrardan gündeme getireceğim" şeklinde tembihledim. inşallah bi terbiyesizlik edip suya tutup çalkalamadın içi kabarmış falı, bi tek benim aleyhime durumlarda evhanımlığı tutan bir çocuk annesi...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder