bizim çocuklu annenin cumartesi günü evinde verdiği daveti daha önce anlatmıştım. beş çayı gibi toplaşma, çocukların kıyasıya bir tizlere çıkma maratonuna dönüşmüş, tenor ve soprano bebeler yeteneklerini yarıştırmıştı bu günde. işte o gün, bir başka misafiri de vardı çocuklu annenin: kendi annesi. tam patates salatası artığımı yerken aniden kapı çaldı ve tek çocuk ananesi "günden geliyorum" diyerek apar topar içeri girdi. iyi gibi, konuşkan gibi bi ananeydi. tek çocuk annesiyle dostluğumuz yıllara dayansa da annesiyle yeni tanışıyordum. ama annesi beni tanıyor gibiydi. meğer bahsim çok geçmiş. bizimki tabi hemen inkar itti ve suçu sabiye attı. anane de "hee evet, aslında bizim bebeden duydum daha çok" dedi hemen. bebe, o sırada televizyonun önünden geçenleri, görüş açısını engelleyenleri sert bir dille uyarıyor ve adeta "ben bahsetmedim" mesajı veriyordu...akşam çocuklu annenin itirafına göre, annesi beni pek sevmiş. "o çocuk ne iş yapıyo, ne mezunu?" diye sormuş. bizimki de tabi "o hala okuyo" diyememiş utancından. geçiştirmiş ananeyi. benden utanıyo hala. burdan sana bir çift sözüm var tek çocuk annesi. benden utanma. ben senin arkadaşınım. evet belki aramızda 10-20 yaş var, belki de o kadar yok, ben biraz attım. sen beni bi abi, bi aile dostu olarak gör. senden küçüğüm diye beni örseleme, beni itme. ben de senin bi arkadaşınım. buna koskoca bir anane bile şahit olmuşken, bunu yapma.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder