17 Şubat 2010 Çarşamba

pandomimci anne

geçen pazar yine son derece atmosferik bir konserin pençesine düştük. bağlama gibi ses çıkaran gitarıyla sokak sokak gezip müzik yapan körlere yakın sesler çıkarmasına rağmen yine de çok etkileyen ecnebi bir yaşlı arkadaşın konseriydi bu. kırmızı ışık ve konseri izlemeye gelmişlerden kendini kaptırıp sessizliği düzenli el çırpmalarıyla bozan manyağın biri yüzünden kısa sürede panik atak tehlikesiyle yüz yüze geldim. bu nedenle iki kat alttaki bahçeye inerek biraz sakinleşmeye karar verdim. elbette bahçede beklenen bir isim, tek çocuk annesi, kurulmuş oturuyordu.

onu es geçerek, daha genç, daha dinamik bir grup arkadaşımın masasına geçtim. o da kendi yaş grubuna hitap etti gece boyu. ilerleyen saatlerde tuvalete gittiğim bi ara geri bi döndüm ki ne göreyim! gençler masasındaki dört arkadaşım kendi aralarında ikili sohbete tutulmuş, beni ısrarla aralarına almıyorlardı. hemen her konuda iki grupla da paylaşacağım, onların yaşadıklarına benzer, onları anlayan, yanlarında olan anektodlarla doluydum ama iki grupta da laf hiç kesilecek gibi bi noktaya gelmiyordu. artık iyice canım sıkılmıştı muhabbete girmeye çalışıp, her şeyi başımla onaylamaktan... vurdum kapıyı çocuklu annenin masasına koştum hemen.

beni en iyi anlayacak çocuklu anneyi gittiğimde gördüğüm hal, içler acısıydı. anne de benim gibi iki konuşan grubun arasında kalmış, bir de orta ve köşelerinde sıkışmıştı. dışarı çıkmak istese iki grubu da bölecek ve bunu yapamayacak kadar nazik biri gibi de oturdukça oturmuş, sıkıntıdan patlamıştı. masalarında, kendisinin yüzünü, yanındaki delikanlının muhabbet etmek için öne eğildiği sıralarda kestirebildiğim şekilde bir yer bulup oturdum. tam biraz laflıyorduk ki, yanındaki delikanlı sırtını yasladı ve görüş alanımız kapandı. bu sefer de delikanlı beni lafa tutmuş ve house dizisi hakkında fikir teatrisi içine çekmişti. arkadan da çocuklu anne ağız göz oynatmaya başladı hemen.

delikanlının her kelimesini pandomim sanatıyla adeta bedene getiriyor, resmediyordu çocuklu anne, delikanlının ardından. delikanlı house dediğinde, eliyle kafasının üstüne çatı yaparak ev oluyor, doktor dediğinde kulağına taktığı hayali stateskopla delikanlının sırtını dinliyormuş gibi yapıyordu. konu ugly betty'den açıldığında ise betty'yi tarif eden yüz ve mimiklerini burda anlatamıycam bile, resmen moralimi bozdu koca kadını böylesi akrobatlıklar peşinde koşarken görmek. neyse zaten ben de dayanamadım. bunu o köşeye sıkışmışlığına terkedip, gençlerin yanında soluğu aldım kısa süre sonra. masaya taze kan geldiğini nihayet fark eden genç kızlar, sonunda benimle ilgilenmeye, el kol hareketleri yaparak bana temas etmeye başladı... hoşuma gitti bu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder