18 Ocak 2010 Pazartesi

sabah yürüşü deneyimi














5 ocak 2010 tarihli anektod:

Geçen Pazar gecesi tek çocuk annesi Arkaoda'da çalıyor, eşi ise ertesi gün sabah yürüyüşüne çıkma teklif ediyordu. Hayatında en fazla 3 kez sportif faaliyette bulunmuş bir birey olarak hemen havaya girerek kabul ettim elbette.

Ertesi sabah kapılarının önlerinden attığım "Evet hocam, kapının önünde ısınıyorum. Hadi in!" adlı mesajıma cevaben çocuklu eş kapı önünde yerini aldı. Fakat o da nesiydi... Tek çocuk annesi de sırf dönüşte bize kahvaltı hazırlamak zorunda kalmasın diye alt eşofmanı çekmiş, peşimize takılmıştı adeta...

Çocuklu çift ve yürüyüşe değil de sanki sayfiyede çekirdek çitleyerek etrafı seyretmeye gelmiş gibi duran bir diğer dostumuzla baş koyduğumuz Moda sahil yürüyüş turu, ısrar dolu çabalarıma rağmen yeterli tempoyu bir türlü sağlayamadı. Bunlar tıngır mıngır yürüdü hep. Ben ise özenli alt eşofman, kalın içliğim ve neredeyse bi saç bandım eksik halimle Moda'ya çıkan dik (ama alçak gibi de) merdivenleri bir çıkıyor, bir iniyordum. Adeta astım krizine ramak kalmıştı. Bunlar hala havaya girmemişti ama tenis de oynayan çocuklu baba biraz takdir eder gibi oldu. Ama bir çocuk annesi hemen bozdu beni orda. "Kızardın, yeter! Tıkanıp kalacaksın..." gibilerinden.

Yoğurtçu Parkı'nda kendime denk sporcular buldum ve onlarla egzersiz yapmaya karar verdim.

Sonra Kutu'ya gidip kahvaltı yapalım dedik. Deliler gibi yemişim, masada içim geçti resmen yorgunluktan... Çocuklu anne ise masadaki katmeri kovalıyordu bu dakikalarda... O da çok yedi. Ama sıkça sigara molası vererek sanki az yemiş gibi gösterdi kendini. Ama benim neznimde hem ben kadar enerji harcamamış, hem de benden fazla yemiş, üstelik de bir çay demlememek için peşimize takılmış bir arkadaş eşi, bir yengeydi o sırada...

Bundan sonra her sabah yürüme kararı aldım dün. Ama bu sabah yürüyemedim. Olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder