
bu, eskiden kalma bir metin... tek çocuk annesiyle gittiğimiz bir filmi anlatmışım. işte yaşananlar:
geçenlerde bi gün hiç uyumamışım. daha doğrusu yalan olmasın, uyudum da 2 saat sonra hortladım daha yatamadım mı ne işte, oha yalnız şurdan başlıyım en iyisi toz ve gaz bulutunun etrafı sardığı bir gezegen doğurtma sabahı beni bir gülme aldı. ama önüne geçemiyorum böyle ağzım gözüm tutuldu gülmekten. sonra duygularını rahatlıkla dışavurma konusunda "yok benim resimdekiyle alakam yok" kıvamındaki bir arkadaşımla buluşup kahvaltıya gittik. tabi orada da ayılar gibi güldüm ben. bu arkadaşım da ayı gibi güldü. üstelik bir hanım arkadaş için "ay dur ben biraz ağzımı kapatarak güleyim, taş yerinde ağırdır" diyemeyecek kadar laubali olabildi o dakikalarda...
sonra kadıköy'deki her 'bir elin parmağından da az güzel kahvaltı veren cafe'lerden birinde olduğu gibi bu cafemizin de bulundurduğu yegane gazete radikal'in sinema sahifesini aralayarak, madem böylesi boş boş gülerek etraftaki insanların yabancılaşmasını sağlıyoruz, madem öyle bir komedi filmine gidelim de böyle saçma sapan gülüşümüze de bir kılıf uyduralım diyerekten gözümüzü açtığımızda bahariye'deki kadıköy sinemasının oturma grubu genişliğindeki 2. salonunda "yes man"deydik...
yolda da "aa kuş, vay böcek, hanimiş karafatma, yok canım karafallik" diye diye, şaşıra kamaşa güle fışkıra eğlendiğimizden filmde böyle bi durulduk. salon terbiyesi, kalabalık adâbı almış kişilerdik ne de olsa. fakat film çıkmasın mı sana adeta bir 'hiç de o kadar da komik değilim, kendimi yer yer ciddiye alıyorum'... ne yapsak da bu insanları küstürmeden gülsek diye utana sıkıla o kadar da komik olmayan her detayda, her sahnede koyverdik kendimizi...
hayır ben hiç uyumayınca sinirlerim boşaldığından haydut gibi gülüyorum da bu yanımdaki arkadaşıma noluyo onu da tam çözememişken, filmde geçen "dickhole" adlı yuh anasının gözü küfrü "hıyarto!" diye çeviren altyazı sonumuz oldu... artık film arası gelse de şu 28 dakika önce altta görünüp kaybolmuş "hıyarto"ya hala gülüyor olmamıza bir anlam veremeyen salondaki diğer insanların üzerimizde yarattığı baskıdan kurtulabilsek diye çaresizce yanaklarımızı çimdirip, sessiz olabilmek adına adeta gözlermizden yaşlar süzdük...
sonra film devam etti. jim carrey yaşlanmış, zuride şanel ah canım yerim filan...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder