22 Ocak 2010 Cuma

eve davet etmemek adına























çocuklu annenin yeni taşındığı evin üst katında adeta ofis gibi bi şey var. oraya davet etti bugün beni, "yazılarımı yetiştirmem lazım" deyince. sonra ben de "aaa çok iyi olur valla, dur geliyorum"u yapıştırınca bizimki neye uğradığını şaşırdı. böylesi bir tepkiyi beklemeyen çocuklu anne, mırın kırın etmeye, "aa ben yavrumu anneme bırakıcama ama" gibilerinden, daha önce annesinin ona geleceği bilgisini yalanlayan birtakım ayın oyun içine girdi.

zor durumda kalan tek çocuk annesine daha fazla zulmetmeden kahkahayı koyverdim. "yok yahu geleceğim yok, evden başka yerde yazamıyorum ben yazıları." gibisinden havalı ve prensip sahibi bir yazarmışım gibi cümle kurdum. bizimki bu sefer de "ben de ordaki yatağı çıkarıcaktım geçen merdivenden yuvarlanıyodum az daha" diyerek gizli bir davette daha bulundu. ben de bu sefer canım arkadaşımın zor durumda kalmasını istemediğinden "tamam ben gelir hallederim onu" deyiverdim.

ne yapmak istediği belli olmayan tek çocuk annesi bu sefer de "yok yaa annem gelince hallederiz biz onu" diyerek beni bir kez daha evinde istemediğinin işaretini vermesin mi... artık o noktada yer yer bozularak artık bu telefon görüşmesini nihayete erdirmek istediğimi çeşitli ses temizleme ve nefes verme hareketlerimle belli ettim. bizimki de anlamış olacak ki "iyi o zaman sonra konuşuruz" diyerek telefonu kapatmaya çalıştı.

konuşmanın başından beri resmen mutfakta bi yemekler yaptığını belli eden birtakım sesler çıkaran bir çocuğun annesi arkadaşım son dakika "ne o kız, yemek mi yapıyosun?" adlı sorumla afallayarak "yoo bulaşık yıkıyodum" diyerek, hem evinde son model makinesi dururken elde bulaşık yıkamayacağını bildiğim için, hem de adeta sırf beni yemeğe çağırmak zorunda kalmasın diye böyle bir yalana başvurduğunu düşündüğüm için bir kez daha beni derinden yaralayarak telefonu kapattı.

ne kadar ince hesapların adamıymışsın çocuklu anne...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder