5 Mart 2010 Cuma

çocuğuna yaklaşımını tasvip etmedim






















geçen gün olması gerektiğinden çok daha erken saatte kalkınca ne yapacağımı şaşırdım. sıkıntıdan atladım gittim moda'dan bostancı'ya doğru. bu çocuklu annenin evinin önünden geçerken de bi arasam mı diye düşündüm ama vazgeçtim. tam bostancı'ya indim ki tek çocukludan bi telefon! "nerdesin ben yavrumlan kutu'ya gidiyorum. hadi geh!" nası moralim bozuldu. insan şimdi mi aranırdı... ama kembriçli de gelicek deyince dayanamadım. atladım geri döndüm.

kutu'ya vardığımda muhabbet o biçimdi. bizimki çoktan kahvaltıya gelmiş diğer eş dostla kaynaşmıştı bile. bir yandan da kızına çorba içiriyormuş gibi yaparak, küçüğün geri çevirdiği her kaşığı mideye indiriyo, sıcak çorbaları kursağından akıtıyor, zavallı bebenin tostundan umarsız ısırıklar alıyordu. zaten küçüğün üstünde o kadar çirkin bi elbise vardı ki, bu kadarı yapılmazdı... pembe çiçekli felan lc waikiki elbisesi bildiğin. normal hayatta yerleri silmeyeceği bu kıyafeti kızına giydirmiş olmasının da bahanesi hazırdı: küçüğün sevdiği birinden hediyeydi ve kıramamıştı. elbette yemedim ve bu elbiseyi özel bi törenle yakarak sevaba girmemiz gerektiğini zerkettim kendisine.

çok geçmeden bizimkinin sigara nöbeti geldi ve kembriçlimle kapının önüne çıktılar. bizim küçük huysuzlandığı için ben içerde o ve çirkin elbisesiyle kalarak resim yaptım. annesigilin, kembriçli'nin felan resmini çizdik birlikte. annesi döndüğünde karşılaştığı resimden çok hoşlandı her ne hikmetse. kağıtta duran yamuk yumuk saçları, garip taçı ve eğreti gibi kafasına bakarak çok mutlu oldu. sanırım daha önce hiç kendi portresini yaptırmamıştı birine. tatil köylerinde karakalemle iki dakkada portreni çizip veren evsiz ressam gibi amcalara da tabii paraya kıyıp iki çizik attırmamış belli...

biraz sonra kızını da alarak temizlik yapılan evinin yolunu tuttu tek çocuk annesi ve ekledi: "belki bizim kızı temizlikçiye bırakır, gelirim geri". nasıl da sosyalleşmeye aç annenin bu sözleri en çok küçüğü etkiledi. kızı temizlikçiye bırakırım'dan itibaren zavallı yavrucağın yüzündeki o düşüşü, o umutsuzluğu görmeliydiniz. ağlamak üzereydi. annesinin sosyallik uğruna kendisini gözden çıkarmaya yemin vermiş her yavrucak gibi o da biraz eksikti artık... örselenmişti fakir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder