
aradan geçen zamanda çocuklu anne tahsil hayatını sürdürdü. evde ders çalıştı. gece hayatından da uzak kalamadı elbette. sık sık kadıköy ve moda civarında içip içip rezaletler çıkarmak olsun, kapılara dayanıp "çık lan dışarı! çık!" diye tehditler savurmak olsun, yine suç dünyasından kopamadı. modalılara -ki önemli bi kısmı tuvalete giderken holde soluklanmak için mola veren yaşlı insanlardan bahsediyoruz- kan kusturdu, taşındığı güne naalet ettirdi ama özünde iyi ve sürmeneli geleneklerine bağlı bir insan olduğundan bir gün bile şüphe ettirmedi canım çocuklum.
neyse bununla izmir'e gittik biz geçen. bu dediysem, modalı sanat sepet tayfası olarak orada bi mekanda gerçekleştirdiğimiz parti gibi, eğlence gibi bi şeye giderken çocuklu anne ve değerli eşin de bize eşlik ettiği kalabalık bir gruplan. neyse bu o elit gibi gazino tarzı mekanda da boş durmadı. orda da rizaletlerine yenisini ekledi.
2 gece üst üste tertiplenen eğlencenin ilk gecesinde bendeniz de sahne aldığımdan bunu göz ucuyla süzdüm. amaaaaan o ne haller, o ne danslar, o ne saçlar'dı! resmen fönlü başladığı danstan röfleli ayrıldı çocuklu anne. terden saçları kıvrıldı. bi acayip oldu. bununla da kalmayarak alkolü biraz fazla kaçırarak tatsızlık çıkarmaya çalışmayı da denedi çocuklums. izmirli genç kızları yeterince güzel bulmayarak, bir tabuyu yıkmayı amaçlayan çocuklu anne, kırıcı sözleriyle birtakım genç ve güzel gibi kızları küstürdü gece boyu. ama hepsinden de güzel ve göz alıcıydı allaaçün! genç görünmese de ihtiyarlığı da seçilmiyordu karanlıkta. bunu fırsat bilen tek çocuk annesi, sık sık değerli eşin tişörtünün arkasına takılmak suretiyle kah tren dansları yaptı, kah lambada ve makarena gibi danslar sundu. hepimizi utandırdı ama olsundu.

en çok da varistir, çocuk doğurmuşluktur, kısalıktır demeyip giydiği mini şortuyla ilgi çekti çocuklu anne. mor paspal bir tişörtün altına, ayağına taktığı beyaz mini şortu, belli ki artık giymekten utandığı bir beyaz kot panturun bacakları kesilerek meydana getirilmişçesine moral bozucu görünüyordu. yine de taşımasını bildi ve kendinden emin gibi davranmaya özen gösterdi tek çocuk femme fatale'i.
ikinci gün ise çocuklu kadın adeta kalıbına sığmıyordu. enerjisi o kadar fazlaydı ki değerli eşini gecenin ortasında yürüyüşe çıkmaya dahi zorladı. sonrasında da art arda devirdiği içkinin de etkisiyle yine danslar etti, yine bizi izmirlilere karşı mahcup etti. zor anlar yaşattığı değerli eşi ise çareyi geceden erken kaçmakta buldu hanımı olacak çocuklu kadını da alarak. çocuklu bayan eğlenceyi kaçırdığı için ayrılırken yüzü yarın sabah dönüş yolunda dehşet saçacak gibi görünüyordu... nitekim saçtı da. ama bu da bir başka yazının konusu olsun.
boş dans pistinde çılgın figürler sergileyerek düğünlerde "pistten çocuğu alın" anonsundan bile kırıcı anonslar duymamıza yol açan tek çocuk dansçısı adına tüm izmirli 91'li 92'li bebelerden özür diliyoruz burdan...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder